KÜRDİSTAN'A  ÇEKİLEN

EMPERYALİST  BAYRAKLARI  ATEŞE  VER !

 

    Yürüttük1eri saldırı savaşında Irak'lı kitlelerin etiyle kursak1arını tıka basa doldurmalarının ardından, ABD ordusunun önderliği altında türlü cinsten emperyalist haydutlar, kuzeybatı Irak kesiminde Kürdistan'ı işgal etmeye seferber oldular. Kürtleri Saddam Hüseyin'in zulmünden kurtarmaya geldiklerini söylüyorlar. Bu uluslararası komplocu sahtekarların yanında Göbbels saf bir çocuğa benziyor. Kürtler de dahil olmak üzere -- Irak'lı halk kitleleri üzerine ölüm ve yıkım yağdırma işini daha yeni bitirmişlerdi. O ''kurtardıkları'' Kuveyt'teki sorgulama odalarının duvarları, işkenceden geçirdikleri Filistin'lilerin kanıyla kaplı. Kürt halkının tepesinde eskiden beri işkence uzmanı olan yine kendileridir, ama şimdi onlar için ''gözyaşı döküyorlar''.  Bu sadece bölge halkına karşı yürütülecek yeni vahşi canilikler için düzdükleri bir kılıftır.

   

    Birinci dünya savaşından sonra Kürdistan'ı parçalayıp, İran, Irak, Türkiye, ve Suriye bağımlı uşak devletlerinin zulüm boyunduruğu altına koyan, Britanya emperyalistleriydi. Britanya sömürgecilerinden Ortadoğu hakimiyetini devraldıktan sonra, ABD, Kürtleri zincire vurulu tutabilmek için kanlı, hain seferberlikler yürüttü. Saddam Hüseyin ve ordusu, Kürtleri bastırmak üzere kendisine her türlü imkan, siyasi ve askeri danışman temin etmiş olan bu emperyalistler tarafından yetiştirilmiştir. Başından beri Kürtlerin üzerindeki ulusal baskı, Ortadoğu'daki emperyalist hakimiyetin taşıyıcı direklerinden birisi olmuştur.

   

    Irak'a karşı ABD'nin başını çektiği saldırı ''yeni dünya düzeni'' için döşenen yolda bir kilometre taşıysa, Kürdistan'ın işgali de bir diğeridir. Bunlar, ABD'nin önderliğinde Batı'lı emperyalistlerin dünya etrafında kendi otoritelerini nasıl garantileyeceklerinin birer örneğidir. Bu bölgede emperyalist hakimiyetin eski yapıları, emperyalistlerin kendi hastalıklı ve hurda imparatorluklarını canlandırabilmek için yeterince halkları kontrol altında tutmalarına ve halkların canı ve zenginlik kaynaklarını midelerine aktarmalarına artık el vermiyor.

   

    Batı'lı emperyalistlerin Kürdistan'ı işgallerindeki yegane amaç, Kürt olsun Arap olsun, Irak'ta ezilen halk kitlelerinin bileğindeki sömürü ve zulüm zincirlerini daha da pekiştirmektir. Kürt sığınmacıların ızdırap veren durumunu bu amaçlarına alçakça alet etmek için kullanıyorlar. Halbuki emperyalistler ve gericilerin bizzat kendileri, kitlelerin bu yeni ızdırap içine itilmelerinde bilfiil rol oynadılar. George Bush, ABD çıkarlarına hizmet edeceğini düşünerek, Irak'lı kitleleri Saddam Hüseyin'e karşı mücadele etmeye çağırdı, ve sonra da  -- gene emperyalist çıkarlara hizmet amacıyla -- Saddam Hüseyin'in orduyu bu kitlelerin üzerine sürmesine izin verdi. Batı'lı güçler ve Türkiye rejimi, kuzey Irak'a ordularını ''kurtarıcı'' pozunda sokabilmek ve kendilerinin körfez savaşındaki kanlı suçlarını arka plana itmek amacıyla, Kürt kitlelerinin Irak'tan göçünü körüklediler.

  

    Bu son derece gerici amaçları yürütebilmek için, ABD, Kürt Kontralarını -- Irak Kürdistanı'nın kuzey parçasındaki feodal aşiretlerin en güçlülerinden biri olan Barzani ailesinin önderlik ettiği Kürt Demokrat Partisi (KDP)'yi -- yeniden harekete geçirdi. Yıllarca CIA, İsrail'in MOSSAD'ı, Türkiye'nin MİT'i ve İran rejimi tarafından beslenen ve eğitilen bu kiralık asker gücü, şimdi de kuzeyde mevcudiyetini tesis edip genişletmeleri ve kitleleri kontrol altında tutabilmeleri için Batı'nın ordularına yardım ediyor. Talabani önderliğindeki Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) de Batı'lı güçlerin amaçlarını teşhir edip bunlara karşı çıkmadı; bunun yerine, Batı'dan gelen ''yardım''ı memnuniyetle karşıladılar. Hem KYB hem de KDP'yi de içine alan çeşitli güçlerle yeni oluşturulan Kürdistan Cephesi, Kürdistan'ın emperyalistler tarafından işgal edilmesini destekledi, dolayısıyla dünya proletaryasının ve ezilenlerinin bu yeminli düşmanlarının safında yer tuttu.

   

    Kürt kitlelerinin, Saddam Hüseyin ve Irak rejimine kin duymaları ve isyan etmeleri için elbette pek çok haklı sebepleri vardır. Ancak kurtuluşa erişebilmeleri için, haklı emellerinin ve umutlarının ihanete uğramaması ve devrimci enerjilerinin harcanmaması için, hiçbir baskı ve sömürüde çıkarı olmayan, ve ulusal kendi kaderini tayin hakkı için savaşımı, net ve berrak bir şekilde emperyalizme karşı savaşımla birleştiren bir önderliğe ihtiyaçları vardır. Bugün emperyalistlerin gözünden düşmüş olsa da, Saddam Hüseyin ve Irak rejimi, Kürtler dahil tüm Irak halkını emperyalistler adına tahakküm altında tutmaktadır. Bağdat hakkında Washington'a, Londra'ya ve Paris'e şikayetlerde bulunmak, insanın davasını baş canilere emanet etmesine benzer.

   

    "Düşmanımın düşmanı dostumdur'' vecizesi bu topraklardaki milliyetçi ve oportünist direniş güçlerinin yıllardır rehber edindikleri aldatıcı ve zehirli bir vecizedir. Bu politikanın daima Kürdistan'da kitlelerin silahsızlandırılma­sına götürdüğü, ve çoğunlukla diğer ezilen halkların -- hatta komşu ülkelerdeki Kürt halkının -- çıkarlarına son derece zıt düştüğü tecrübeyle sabittir. Oportünist önderler ''Kürtlerin hiç dostu olmadığı'' inancını körüklerler, oysa aslında yeryüzünün dört bir yanında, aynı emperyalist sistemin altında ızdırap çeken proleterler ve ezilenler Kürt kitlelerinin gerçek müttefikleridirler. Bu dostlarla proleter enternasyonalist bir çizgi temelinde birleşmeden, Kürt işçilerinin ve köylülerinin kurtuluşu mümkün değildir. Halkla zırnık kadar dostluk içinde olmayanlar, -­- emperyalistler bir yana --Türkiye, İran, Suriye ve Irak gibi gerici devletlerdir.

   

    Kürdistan'da hiçbir zaman kitlelerin devrimci yiğitliği ve fedakarlığının yetersizliği diye bir mesele olmamıştır. Mesele, Irak'ta Kürt halkının mücadelesine Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düşüncesi'ni temel alan bir proletarya partisi tarafından önderlik edilmemiş olmasında yatıyor. Kürt kitlelerinin mücadelesinin, sonunda emperyalizmle uzlaşma yerine -- bazı Kürtlere özel polislik rolünün verildiği veya verilmediği bir "otonom bölge''nin de dahil edilebileceği uzlaşmalar yerine -- ,Irak'ta ve bölgede yeni demokratik devrim için bir kızıl kale yaratabilmesi yolunda, böylesi bir önderlik şarttır.

   

    Irak Kürdistanı'nın ABD emperyalistleri tarafından işgali, halkın üzerinde ek bir zincir daha teşkil etmesine rağmen, bu işgalin stratejik bir devrimci fırsata dönüştürülmesi mümkündür. Emperyalist düşmana karşı bu, Irak'taki Kürt ve Arap kitlelerinin birliğini tesis etmek için bir fırsattır. Yeni bir devrimciler neslinin, geçmişin iflas etmiş stratejilerini bir kenara süpürüp, kendine güven ve proletarya enternasyonalizmi temelinde bir çizgi benim­seyerek, Halk Savaşı verme yoluna koyulmasının tam zamanıdır. Devrimci işçiler ve köylüler, Kürdistan'ı saldırganlar ve tüm gericilik için mezara çevirsin!

 

Devrimci Enternasyonalist Hareket'in Komitesi

1 Mayıs 1991

 

DEH Enformasyon Bürosu: BCM RIM London WClN 3XX, UK

(DEH Komitesi'nin bu bildirisinin Türkçe çevirisi ve baskısı, TKP/ML Maoist Parti Merkezi tarafından hazırlanmıştır.)