Peru 'da Dalgalanan Kızıl Bayrağımızın
Müdafası İçin Seferber Ol!

Devrimci Enternasyonalist Hareket'in Komitesi'nin
Peru Komünist Partisi ve Halk Savaşı'na Desteği Yükseltme çağrısı

Devrimci Enternasyonalist Hareket'in içinde yer alan Peru Komünist Partisi, ondört yıldır geniş kitlelerin silahlarla ayağa kalkmasına gerici sınıfların ve emperyalist efendilerinin hakimiyetine meydan okumasına ve proletarya ve Peru halkı için proleter dünya devriminin bir parçası olarak siyasi iktidarı parça parça ele geçirmesine önderlik etmektedir. Dünyanın dörtbir yanında sömürü ve baskının sona ermesinin özlemini çekenler, haklı olarak bu Halk Savaşı'nı ileriye giden yönü aydınlatan bir fener olarak, özellikle de öncü proleter partisi tarafından kuşanıldığında ve artan sayıda kitleler tarafından benimsendiğinde muazzam bir maddi güce dönüşen Marksizm-Leninizm-Maoizm'in doğruluğu, canlılığı ve kudretinin yaşayan bir ispatı olarak görmüşlerdir.

Devrimci Peru halkının bu muhteşem başarıları, şiddetli mücadeleyle ve Peru'lu komünist savaşçıların, işçi ve köylülerin büyük fedakarlıkları ve kanıyla düşmandan koparılıp alınan bu başarılar, bugün sadece uluslararası emperyalizmden yardım alan gerici rejimin vahşi çabalarının değil, aynı zamanda PKP'nin kendi içerisinden çıkan ve Halk Savaşı'nın terkedilmesi çağrısını yapan bir çizginin de saldırısı altındadır.

Marksist-Leninist-Maoist partileri ve örgütleri, sınıf bilinçli proleterleri ve tüm devrimci savaşçıları, Devrimci Enternasyonalist Hareket'in etrafında safları sıklaştırmaya, ve Peru'daki Halk Savaşı'nı destekleyen faaliyetlerini acil olarak hızlandırmaya, hatalı çizgiye karşı mücadele etmeye, Peru devrimini tüm saldırılara karşı savunmaya ve Halk Savaşı'na önderlik etmekte olan PKP Merkez Komitesi'ni desteklemeye, ve proleter enternasyonalist görevlerimizi daha da iyi bir şekilde yerine getirmeye çağırıyoruz.

Bu Halk Savaşı'nın ve PKP'nin kaydettiği büyük ilerlemeler ve dünya devrimine katkısı, Peru'daki hakim sınıfa ve onun emperyalist efendilerine, özellikle Yanki emperyalistlerine, önemli darbeler indirmiştir.

Düşman, Halk Savaşı'na karşı kontr-gerilla faaliyetlerini ve Peru'lu kitleler üzerindeki baskılarını yoğunlaştırarak buna cevap vermiştir. Bunu soykırımcı boyutlarda -- kırsal alanlarda ve şehirlerde kitlelere karşı katliamlarla, ''yokolmalar''la, cezaevlerindeki devrimci savaşçılara karşı kitlesel katliamlarla -- sürdürmüşlerdir. Yine de, Halk Savaşı ilerlemeye devam etmiştir ve içinde bulunduğumuz onyılın başlarına gelindiğinde emperyalistler ve gericiler bu Maoist Halk Savaşı'nın gerçekten tam zafer kazanmasının ve Peru'da ülke çapında iktidarı ele geçirmesinin kendileri için teşkil ettiği tehlikeden açık açık sözeder olmuşlardır. Kendi nitelikleri doğrultusunda harekete geçerek emperyalistler ve Peru'nun hakim sınıfları, Fujimori rejimi aracılığıyla, gerici devlet iktidarının yürütme ve silahlı kuvvetlerin elinde daha da yoğunlaşmasını temsil eden bir darbe tezgahlamışlardır. Kitlelerin ve onların devrimci önderliğinin üzerindeki baskıyı, ve genel olarak işçilerin ve köylülerin sömürülmesini yoğunlaştırmışlardır. PKP'nin ve Halk Savaşı'nın önderliğini başsız bırakma gayretinde bu en yoğun ifadesini bulmuştur. 1992 Eylül'ünde, bu, PKP'nin en önde gelen önderi Başkan Gonzalo'nun ele geçirilmesine yol açmıştır. Geçtiğimiz birkaç yıl boyunca PKP'nin birkaç önemli önderi daha ya ele geçirilmiş ya da katledilmiştir. Başkan Gonzalo, 24 Eylül 1992'de, Fujimori rejiminin kendisini dünya basınına sergilediği kafeste yaptığı tarihsel ve ilham verici konuşmada, kendisinin ele geçirilişinin devrimci mücadele yolundaki bir büküntü olduğunu ve Halk Savaşı'nın, Peru kitlelerinin çıkarı için ve proleter dünya devriminin hizmetinde nihai zafere kadar devam etmesi gerektiğini ilan etmiştir. Dünyada Marksist-Leninist-Maoist partiler geliştirmenin önemine değinmiş, DEH'in rolüne özellikle dikkat çekmiş, ve dünya devriminin yükselen dalgasının kumandanı ve rehberi olarak Maoizm'e olan ihtiyacı vurgulamıştır.

Yoldaki bu büküntüye rağmen Halk Savaşı devam etmiştir. Parti'nin birlik temelini teyid ederek ve Başkan Gonzalo'nun konuşmasıyla da pekişerek, Merkez Komitesi önderliğindeki Peru Komünist Partisi ilkede sağlam taktiklerde esneklikle düşmanların devrimi ezme çabalarını geri püskürtmüş ve bu yeni şartlar altında Halk Savaşı'nı geliştirmiş, Parti'yi, Halk Kurtuluş Ordusu'nu ve üs alanlarının çekirdeğini muhafaza etmiştir. Enternasyonal alanda, DEH, Başkan Gonzalo'nun Hayatını Korumak İçin dünya çapında bir kampanya başlatmış, kampanya her kıtada onbinlerce devrimci ve ilericiyi harekete geçirmiş, faaliyetleriyle Fujimori rejimine ve ABD'li efendilerine darbeler indirmiş, Peru'nun mücadele eden halkını ise yüreklendirmiştir.

İşte bu çerçeve içinde, bir sene sonra, ''Onüç senelik Halk Savaşı'na son verecek bir barış anlaşmasına varmak'' için görüşmelerde bulunma çağrısı yapılmıştır, ve Fujimori rejimi çağrının Başkan Gonzalo'dan kaynaklandığını belirtmiştir. PKP Merkez Komitesi savaşa devam etmeye and içmiş, ve rejimi bir düzmece üretmekle suçlayarak mahkum etmiştir. PKP ile tarihsel olarak bağı olan ve esas olarak cezaevlerine yoğunlaşan, ancak cezaevi dışında ve yurtdışında da PKP üyeleri ve taraftarları arasında en azından bir ölçüde destek bulan bir grup kişi, tüm Parti'ye ''bir barış anlaşması için mücadele et'' çağrısında bulunmuştur. Dolayısıyla, PKP içerisinde, barış anlaşması meselesinde yoğunlaşan, ancak Peru 'da ve dünyada devrimin karşı karşıya olduğu bir dizi sorunu da içeren canalıcı bir iki-çizgi mücadelesinin patlak vermiş olduğu derhal belli olmuştur. Bu ilk değerlendirme, temel Marksist-Leninist-Maoist ilkelere ve DEH'in tesis edilmiş tavırlarına karşı çıkan endişe verici iddialar içeren belgelerin ortaya çıkmasıyla daha da pekişmiştir.

Komünist Hareket her zaman enternasyonal bir hareket olduğu için, bugün dünyadaki en önemli mücadeleyi etkileyen bir iki çizgi mücadelesinin patlak vermesi, kaçınılmaz olarak DEH açısından ciddi etkilere yol açmıştır. DEH'in kendisinin siyasi ve ideolojik gelişmesine PKP'nin yaptığı önemli katkı, özellikle Marksizm-Leninizm-Maoizm'i benimsemek ve onun etrafında birleşmek için yakın geçmişte son bulan mücadelede PKP'nin önemli katkıda bulunması açısından bu daha da doğrudur. Gerçekten de bu iki-çizgi mücadelesi, 1984'te kurulduğundan bu yana Hareket'imizin yüzyüze geldiği en önemli mücadeleyi temsil etmektedir. Çözümü, Peru devriminin gelecekteki gelişmesini tayin etmekle kalmayan, aynı zamanda DEH için ve tüm uluslararası komünist hareket için büyük öneme sahip olan bir iki-çizgi mücadelesidir bu.

Bu şartlar altında, DEH'in üzerine düşen görev, sadece Peru'daki Halk Savaşı'na desteğine devam etmekle kalmayıp bu iki-çizgi mücadelesine de bizzat katılmaktır: sözkonusu tüm meseleleri doğru ve tam kapsamlı bir şekilde kavrayabilmek için gerekli araştırma, inceleme, tartışma, ve mücadeleye girişmek, ve bu temelde Marksist-Leninist-Maoist çizgiye ve Peru'da bu çizgiyi yürütüp ilerleten yoldaşlara mümkün olan en güçlü desteği vermektir.

Marksizm-Leninizm-Maoizm mücadelede söz konusu olan meselelere uygulanmak zorundaydı. Bu uluslararası komünist hareketteki müzakerelerin tarihini -- hem olumlu hem olumsuz örneklerini -- incelemeyi, aynı zamanda komünist hareketin devrimci mücadeledeki önemli iniş çıkışlar ve dönemeçler karşısında müzakere dışında ne biçimlerde cevap verdiğini incelemeyi kapsadı. Halk savaşının temel Marksist-Leninist-Maoist ilkelerini derinlemesine incelemek ve uygulamak gerekti. Bu temelde, DEH'in Komitesi (DEHKom) barış anlaşması çağrısını değerlendirmek için iki kriter tesis etti:

Önerilen müzakere, bu savaş hangi aşama veya dönemeçten geçiyor olursa olsun, siyasi iktidarın devrimci savaş yoluyla ele geçirilmesine mi hizmet ediyor, yoksa 1980 öncesindeki duruma --devrimci bir savaşın mevcut olmadığı uzun bir süreye -- geri dönüşü mü hedefliyor? Belli bazı tavizlerin gerekliliği söz konusu olduğunda bile, önerilen müzakere, Mao'nun bahsettiği ''halkın temel çıkarlarını'' yani halk iktidarının esas özünü ve devrimci silahlı güçleri, güvence altına alıyor mu?

Bu iki kriter göz önünde tutularak, çok yanlı bir araştırma yürütüldü, bir dizi mesele mümkün olan en detaylı ölçüde incelendi:
-- dünyadaki durum çerçevesinde Peru'daki objektif koşullar;
-- Peru toplumunda çatışan iki gücün güçlü ve zayıf yanları: kitleler, ve PKP'nin önderlik ettiği Halk Savaşı biçimiyle en yüksek ifadesini bulan devrimci mücadele bir yanda, emperyalizm, feodalizm, ve bürokrat kapitalizmin ''üç dağı''nın şimdi Fujimori rejimi aracılığıyla hakimiyet sürdürüşü diğer yanda;
-- PKP'nin kendi içindeki gelişmeler ve mücadele;
-- barış anlaşması çağrısına ilişik olarak Başkan Gonzalo'nun gerçek tavrı ve rolü, Fujimori rejiminin elinde maruz kaldığı muamele ve tecrit koşulları dahil olmak üzere;
-- çağrının muhtevası ve amacı ve hedef aldığı müzakereli çözümleme.

Bu araştırma, herhangi bir müzakere yanlısı tavrın -- devrimci güçler tarafından kısmi ve geçici bir geri çekilmeyi ve hatta karşı taraf ile belli bir sözleşmeyi de içerecek olsa bile -- Halk Savaşı'nın meşakkatle elde etmiş olduğu tüm kazanımlardan vazgeçilmesini getirip getirmeyeceğini, halk ordusunu dağıtıp dağıtmayacağını, ve hatta, bazı alanlarda geçici olarak geri çekilmek gerekse bile, Halk Savaşı'nın üs alanlarını elden çıkarıp çıkarmayacağını belirlemeyi amaçlıyordu. Kısacası, böylesi bir tavrın, devrimci yolu terketmeyip, Halk Savaşı'nı, gerekli iniş-çıkış ve dönemeçlerden geçerek, bütünde ileriye doğru sürdürmenin bir parçası olup olmadığını tespit etmek. Bu meselenin hem objektif ve hem de sübjektif yanlarının değerlendirmeye tabi tutulması gerekliydi: müzakere önerisini getirenlerin niyeti nedir; bu çağrı herhalükarda, bulunulan aşamada, objektif duruma, kitlelerin ve devrimci mücadelenin ihtiyaçlarına tekabül ediyor mu, ve bir yanda devrimci kamp diğer tarafta da karşı-devrimci kampın içinde bulunduğu zorunluluklar ve özgürlükler açısından, devrimci yolu terketme ve halkın temel çıkarlarına zarar verme anlamına gelmeyecek bir barış anlaşması sağlamanın bir temeli var mıdır?

PKP Merkez Komitesi'nin bu sorulara ilişkin tahlil ve tavırlarını daha derinlemesine kavramak ve öğrenmek büyük önem taşımıştır.

SONUÇLAR:
Bu süreç sonunda, Devrimci Enternasyonalist Hareket'in Komitesi aşağıdaki sonuçlara varmıştır:

1. Objektif, ve lehine tartışma yürütenlerin niyetlerinden bağımsız olarak, barış anlaşmasına varmak üzere müzakere yürütme çağrısı ve bu çağrının izahı ve savunması için öne sürülen münakaşa veya sebeplendirmeler, meşru ve gerekli görülecek bir tavizi temsil etmiyor, dahası halkın temel çıkarlarına ters düşmeyi, Halk Savaşı'nı ve devrimci yolu terketmeyi temsil ediyor.

2. Barış anlaşması için önerilen özgül koşullar, ''onbir maddelik öneri'', Halk Kurtuluş Ordusu'nun silahsızlandırılmasına ve Üs Alanlarının elden çıkarılmasına, devrimin meyvalarının terkedilmesine ve kitlelerin gerici hakim sınıfların ve onların silahlı kuvvetlerinin merhametine teslim edilmesine yolaçacaktır.

3. Bu çağrının savunması ve izahatı olarak öne sürülen münakaşalar veya sebeplendirmelerin kendisi, tam da Peru'da Halk Savaşı'nın muhafazası ve zafere eriştirilmesi ihtimaline karşı yapılmış tartışmalardır.

4. Temel bir anlamda, proletarya tarafından yürütülen devrimci bir savaş, bir kez başlatıldıktan sonra, karşıt taraflardan biri yenilinceye dek devam etmek zorundadır. Gerici devletten taviz koparmak amacına hizmet eden sırf bir baskı aracı olarak keyfe göre bir su vanası gibi kah açılıp kah kapatılamaz. Marksist-Leninist-Maoist güçlerin amacı ve araçları, diğer sınıfların savaşlarınınkinden temelde farklıdır, zira onlarınki gerici devlete karşı gittiği zaman bile bu gerici devletin tam da yıkımını ve kitlelerin hakimiyetinin tesisi edilmesini hedef almaz ve alamaz.

Devrimci mücadelenin iniş-çıkışları ve dönemeçleri, karşıt tarafların göreceli güç ve zayıflıkları, objektif durumdaki değişiklikler ve benzeri meseleler, bazı hallerde, geri çekilmeler de ilerlemeler de dahil olmak üzere, komünistlerin strateji ve taktiklerinde hatırı sayılır ayarlamalar yapmasını gerekli kılar. Bazı durumlarda bu gerekli ayarlamalar -- Çin Devrimi sürecinde Mao'nun önderlik ettiği Uzun Yürüyüş gibi -- askeri biçim alır. Başka durumlarda komünistler, müzakereyi hatta gerici sınıflarla taktik olarak muhtemel anlaşmalara varmayı reddetmezler, bunlar devrimci mücadeledeki somut gelişmeler sonucu ve doğru bir devrimci strateji ve perspektif çerçevesinde mümkün ve gerekli olabilir.

Ancak, içinde bulunulan şartlarda ve Peru'da sınıf güçlerinin bu dönemdeki karşılıklı ilişkileri çerçevesinde, proletaryanın bakış açısından ele alındığında, Halk Savaşı'nın sona erdirilmesine yolaçacak müzakerelere girişmek için bir gereksinim ve doğru bir temel mevcut değildir. Bir tarafta devrimci kampın diğer tarafta gerici kampın özgürlük ve gereksinimi açısından -- devrimci yolu terketmek ve halkın temel çıkarları konusunda taviz vermek anlamına gelmeyecek bir barış anlaşmasına varmanın temeli mevcut değildir. Bu şartlar altında, Fujimori rejimi tarafından -- ve daha genel anlamda Peru'daki hakim sınıflar ve onların emperyalist efendileri tarafından -- kabul edilebilecek tek barış anlaşması, Peru'daki devrimci sürece faydası değil zararı olacak temelde savaşı sona erdirmek yönünde bir anlaşmadır. Dolayısıyla, savaşı sona erdirmek için barış anlaşması önerisi, sadece oportünizme yol açacaktır ve buna karşı mücadele edilmek zorundadır.

5. İçinde bulunulan uluslararası durum, bir dünya barışı ve çelişkilerin çözümü dönemi olmanın damgasını taşımamaktadır. Filistin 'de gerçekleştirilene benzer barış anlaşmaları, proleter-olmayan güçlerin (örneğin milliyetçilerin ve revizyonistlerin) jandarma olarak ABD emperyalizminin kendi deyimiyle ''yeni dünya düzeni''nin içine çekilmesi yönünde emperyalistlerin çabalarını yansıtmaktadır. Bu tip barış anlaşmaları kitlelere yöneltilmiştir. Marksist-Leninist-Maoistler'in önderliği altında yürütülen, ve proletarya ve ezilen halkların temel çıkarlarını temsil eden gerçek devrimci mücadeleye, dünya emperyalizmi ve gericiliği vahşi bir şekilde karşı çıkmaya devam edecektir.

Bugünkü dünya durumu, çelişkili özelliklerine rağmen, iktidar için devrimci silahlı mücadeleyi başlatmak, geliştirmek, ve ilerletmek için elverişlidir. Sovyetler Birliği'nin (ve onunla birlikte Doğu bloğunun) çöküşü, gerici sosyal-emperyalist bir gücün, proleter dünya devriminin büyük düşmanlarından birinin çöküşüdür, ve halkın devrimci mücadelesini durdurması veya askıya alması gerektiği anlamına gelmez.

6. Gerici Peru devleti, o ülkedeki emperyalizmi, feodalizmi, ve bürokrat kapitalizmi temsil eder, ve Yanki efendilerin elinde bir alettir. Gerici devletin yüzyüze bulunduğu krize karşı uzun-dönemli bir çözümü yoktur ve halk kitlelerine ancak daha fazla sömürü, baskı, ve ızdırap getirebilir. Peru'yu sadece Yeni Demokratik Devrim ve ardından sosyalizme ilerleyiş kurtaracaktır.

7. Başkan Gonzalo gerici rejimin elinde aşırı hapis şartlarının son derece zor olanına maruz kalmaya devam etmektedir, avukatlarla görüştürülmemektedir, tecritte tutulmaktadır, beş seçkin uluslararası delegasyonun kendisini ziyaret etmesine izin verilmemiştir, ve rejimin ''bilgi perhizi'' diye öğündüğü şartlar altındadır. Fujimori rejimi, savaş tutuklularına karşı cinayet, yalan, manipülasyon, fiziksel ve psikolojik işkencesiyle ünlüdür. Bu şartlarda, Başkan Gonzalo'dan kaynaklandığı iddia edilen dolaylı ve tasdiki imkansız haberleşmelerin onun düşüncesini temsil ettiği kabul edilemez, ve tecrit hapsinin sona ermesi için verilen mücadele devam etmelidir.

Müzakere çizgisinin, Halk Savaşı'na önderlik eden ve Başkan Gonzalo'nun önderliğinde oluşturulan PKP'nin temel çizgisine zıt düştüğü açıktır. Başkan Gonzalo'nun bugünkü görüşlerini tespit etmeye çalışmak önemlidir. Ancak canalıcı mesele çizgi meselesidir, yazarının kim olduğu meselesi değil.

Başkan Gonzalo'nun Peru devrimi için PKP'nin çizgisini geliştirmede yaptığı muazzam katkılar, tüm Parti'nin tecrübe ve bilgisini yoğunlaştırma ve Parti'yi uluslararası komünist hareketin bir parçası olarak ileriye doğru götürme güzergahında yapılmıştır. Başkan Gonzalo önderliğindeki PKP'nin şekillendirip pekiştirdiği Marksist-Leninist-Maoist çizgi hem milyonlarca kitlenin mücadelesinin bir ürünüdür, hem de dönüp kitlelerin tarihi kendi ellerine almalarını ve dünyayı dönüştürmelerini sağlamıştır. İşte Başkan Gonzalo'nun tecrit hapsinde tutulmasıyla, rejimin kesip koparmakta olduğu şey tam da bu ''kitlelerden kitlelere'' süreci ve Parti'nin demokratik merkeziyetçiliğe dayanan bilgilenme zinciridir. Kendisine ulaşma muharebesinin zaferle sonuçlanana kadar sürdürülmesinin gerekliliğinin önemli bir sebebi de budur.

8. DEHKom, Peru'daki Halk Savaşı'na yenilgi ve tüm uluslararası komünist harekete ciddi bir mevzi kaybı getirecek olan sağ oportünist çizgiye karşı gösterdiği sağlam, canlı ve doğru karşı çıkışından dolayı Peru Komünist Partisi Merkez Komitesi'ni selamlar. Merkez Komitesi, Başkan Gonzalo'nun ele geçirilmesi ve Parti'nin aldığı diğer darbelerin yarattığı zor şartlarda, Halk Savaşı'nı cüretle ve cesaretle sürdürmüştür. Parti'nin karşı karşıya olduğu en büyük zorluk, sağ oportünist çizginin kendisi ve bunun propagandasını yapanların faaliyetleridir.

Bütün olarak Hareket'imizin, aynı zamanda DEH'in embriyonik siyasi merkezi olarak Komite'nin enternasyonalist görevi, barış anlaşması için müzakere yönlü sağ oportünist çizgiye karşı iki-çizgi mücadelesinin yürütülmesine, bu iki-çizgi mücadelesini en güçlü temelde ve en kuvvetli etkiyle yürütmesi için PKP Merkez Komitesi'ne yardımcı olmaya, Peru'daki Halk Savaşı'na rehberlik eden ve iniş-çıkış ve dönemeçler ne olursa olsun, ülke çapında siyasi iktidar amacına ve dünya çapında komünizm nihai hedefine doğru ilerleten Marksist-Leninist-Maoist önderliği ve çizgiyi güçlendirmeye yardım etmeye mümkün olan azami katkıyı yapmaktır.

9. 1984'te oluşturulmasından bu yana, Devrimci Enternasyonalist Hareket'in gelişmesi Peru Komünist Partisi ile kopmaz bir şekilde bağlıdır. Halk Savaşı'nın ışıklı yolunu tüm dünyanın görebileceği şekilde aydınlatarak, PKP bugün dünyadaki en önemli devrimci mücadeleye önderlik etmektedir. PKP bu mücadelesini, dünya proletaryasının komünizme doğru devrimci yürüyüşünün bir parçası olarak yürüttüğünü bilinçli ve açıkça ilan ederek tüm bunları uluslararası komünist hareketin ortaya çıkmakta olan siyasi merkezi durumundaki Devrimci Enternasyonalist Hareket'in canalıcı bir parçası olarak ele almaktadır, ki bu, PKP ve yürüttüğü devrim mücadelesini dünyanın her kıtasında daha da güçlenerek yankılanan bir etki sahibi yapmaktadır.

Devrimci Enternasyonalist Hareket, Marksizm-Leninizm-Maoizm temelinde kenetlenmiş olarak, Peru Komünist Parti'li yoldaşlarıyla daha sağlamca birleşmiş durumdadır, desteğini tekrar vurgulamakta ve sorumluluklarını yerine getirmeye kararlıdır. DEHKom, Peru'daki Halk Savaşı'nı destekleme muharebesine katılmak ve devrimci kazanımları muhafaza etme, sağ oportünist çizgiyi yenilgiye uğrama ve dünya devriminin bir parçası olarak ülke çapında zafere doğru yürüyüş mücadelesinde Peru Komünist Parti'li yoldaşlarımızı desteklemek için tüm Devrimci Enternasyonalist Hareket'e ve dünyanın her yanındaki Marksist-Leninist-Maoist güçlere çağrı yapıyor.

Sağ oportünist çizgi ile kafası karışanlar veya devrimci yolda sendeleyip düşenler, bu çizgiyi red ve mahkum etmelidir, bu çizgi ve savunucularının sebep olduğu zarara karşı koymalı ve bu zararı bertaraf edip yeniden devrimci yola koyulmalıdırlar.

Sağ oportünist çizgiye karşı mücadele, hareketimizin daha güçlü birliğinin oluşturulmasında, hareketimizin çeliğini en üst kaliteye yükseltmede ateşten örs olsun. Bu iki-çizgi mücadelesinin ateşten örsü Marksizm-Leninizm-Maoizm'in yüce bir okulu olma görevini görsün, gerçek ve sahte Marksizm arasındaki farkı ortaya döksün, ve dünyanın dörtbir yanında devrimcilerin zamanın talep ettiğini kavramalarına ve yerine getirmelerine hizmet etsin.



PKP MERKEZ KOMİTESİNİ DESTEKLE!
YAŞASIN MARKSİZM-LENİNİZM-MAOİZM, KAHROLSUN SAĞ OPORTÜNİST ÇİZGİ!
PERU'DAKİ HALK SAVAŞI'NI DESTEKLE!
BAŞKAN GONZALO'NUN HAYATINI KORU!
TECRİTİNE SON VERMEK İÇİN MÜCADELE ET!



28 Mart 1995

Devrimci Enternasyonalist Hareket'in Komitesi



(DEHKom'un bu belgesinin Türkçe çevirisi ve baskısı TKP/ML Maoist Parti Merkezi denetimi altında hazırlanmıştır)

1. Peru Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin 7 Ekim 1993 açıklaması Devrimci Enternasyonalist Hareket'in Enformasyon Bürosu'ndan elde edilebilir.

2. Bir barış anlaşması için mücadele etme şeklindeki hatalı çizgiyi öneren bir dizi makale ortaya çıkmıştır, bunların en dikkate değer olanı "Yeni Karar ve Yeni Tanımlamayı Omuzla ve Mücadele Et"tir. (Orijinal İspanyolca olarak "Asumir y Combatir por la Nuvea Decision y Nuvea Deficion").

3. Bu iki kriter, bu iki-çizgi mücadelesi hakkındaki Haziran 1994 tarihli bir iç tamimden alınmıştır. Bu tamim kamuoyuna açıktır ve Londra DEH Enformasyon Bürosu'ndan istenebilir.

4. "Onbir Maddelik Barış Önerisi", Peru'daki müzakere yanlısı tutuklular tarafından geniş çapta dağıtılmıştır. Bir dizi Peru yayınında da yeniden yayınlanmıştır.

5. İran Komünistler Birliği (Sarbedaran), "Yeni Karar ve Yeni Tanımlamayı Omuzla ve Mücadele Et" (Asumir) başlıklı yazının ve aynı çizgiyi yansıtan diğer makalelerin içerdiği esas münakaşaların önemli bir eleştirisini kaleme almıştır. Bu eleştiri DEHKom'un isteği üzerine hazırlanmıştır. Peru'daki durum hakkında DEH'in tartışmasının bir parçası olarak içte dağıtılan İKB(S)'nin belgesi yakında kamuoyuna ulaştırılacaktır.

6. Müzakereler konusunda tarihsel tecrübe ve Çin'deki Uzun Yürüyüş tecrübesi için bakınız daha önce sözedilen Haziran DEH tamimi ve İKB(S)'nin makalesi.