Bizi Hiçe Sayanlar Bilsin
Bundan Böyle Herşey Biziz !…

Proleter Dünya Devrimi'nin boyuneğmez kızıl bayraktarı 1 Mayıs, bu sene yeni bir hışımla, dünyanın her bir köşesinde milyonlarca neferiyle muharebe meydanlarına seferber olacak! Birbirinin dilini bilmeyen ama aynı kaderi paylaşan dünya mazlumları, toptan, tek ağızdan, tek ve bir tek türküyü, ortak davalarının marşını gökkubbe altındaki tüm dosta, düşmana dinletecekler: "Yıkalım bu köhne düzeni, Biz başka alem isteriz!.. Bizi hiçe sayanlar bilsin, Bundan böyle herşey biziz!…"

Enternasyonal'in o yürek şahlandıran ahengiyle aralanan yapraklar arasından Mayıs güneşi yeşil çağlaları, bakır tenli çocukların ufuklarda baharı gözleyen bakışlarını ısıtacak!

Yerküresini kendilerine emlâk mülkü, üzerinde yaşayan insanların ezici çoğunluğunu da kendilerini servet sahibi etmek için yaratılmış üretim kölesi telâkki eden ceberrut asalaklar ise bu "uğursuz, baş belası" günü dünyanın her yanında dehşet içinde, parayla satın alıp kuşandırdıkları silahlı muhafızlarını kitlelerin üzerine sürerek savuşturmaya çalışacaklar! Her zamanki gibi o malûm "olağan-üstü" güvenlik önlemlerini alacaklar. Namlulara sürdürdükleri mermileri çattırdıkları süngüleri, sıraya dizdikleri panzerleri yeter saymayacaklar. Satılmış sendika ağalarından, majestelerinin sahte reform vaatlerini tekerleyen densiz siyasi tellâllardan, "aydınlanmış" mütegallibenin mektep görmüş emektâr "liberal"lerinden oluşan siyasi-itfaye ekiplerini de seferber edecekler…Düzende yer edinecekleri gün için değil, bu düzeni yerin yedi fersah dibine gömecekleri o gün için ayağa kalkmış mazlum kitleleri çembere almaya, susturmaya çalışacaklar…

Ama tüm bu naçar çabalarına rağmen,dünya proleterlerinin Kızıl 1 Mayıs'ı, bu ceberrut soygun düzeni için tarihten alınmış defn ruhsatı olarak, dünyanın heryerinde karşılarına dikilecek! Çünkü bu düzenin tarihsel vadesi bitiktir, hem de hayli zamandan beri bitiktir! ...

And dağlarının vadilerinden Himalayalar'ın eteklerinde Maoist halk savaşının bahar taarruzlarında, Tahran'ın proleter mahallelerinden Amerika şehir-içi sefalet getolarına uzana militan kitle gösterilerde, Hindistan'daki meydanlardan Meksika'nın sokaklarındaki milyonların hışımla kaldırdığı yumruklarda, Türkiye'nin varoşlarında, dağlarında, Filipin ormanlarında, Berlin sokaklarında, Filistin'de Sionist işgal ordusu karşısında, zulüm ve sömürünün silahlı muhafızlarıyla çatışmaya tutuşacak kitlelerin birliği ve mücadelesi 1Mayıs'ta gene dünya siyaset sahnesinin merkezini oluşturacak: "Yıkalım bu köhne düzeni, Biz başka alem isteriz!…"

Emperyalist dünya düzeni, insanlığın ezici çoğunluğu için katlanılmaz bir ızdırab, günlük ve sonu gelmez bir vahşetten ibarettir. Bu düzenin işleyişi küçük bir azınlığın kutbuna üretim araçlarını, her türlü teknolojik ve bilimsel imkanları ve bunları şahsi mülk edinme temelinde inanılmaz servet ve gamsız sefayı yığmakta, diğer kutupta ise ezici çoğunluğu tarihte görülmemiş boyutta sömürüye, sefalete ve ızdıraba mahkûm etmektedir.

Bir yanda idarecisine senede 3 milyon dolar maaş bağlamış emperyalist şirketler, diğer yanda aynı şirketin denizler aşırı sömürü ağında senede 300 dolara ömrünü tüketmeye mahkûm emekçi ailesi. Bugün petrol yataklarına sahip olmayan orta seviye üçüncü dünya ülkelerinden beş-altısının toplam gayri safi iç hasılası, birçok emperyalist tekellerden tek birinin sermayesi ile bile boy ölçüşemiyor.

Yirmibirinci yüzyılın başında, bugün insanlığın kullanabileceği, daha önce tarihte tahayyül bile edilmez boyutlarda muazzam bir üretim, taşıma ve dağıtım kapasitesi mevcut! Ama gel görki, tarihin daha önceki herhangi bir normal veya felâket döneminde eşine raslanmamış bir açlık ve sefalet, yerkürenin geniş bölgelerinde kol geziyor. Bacılarımızın, kardeşlerimizin canını teninden ayırıyor.

Emperyalist efendilerin artık iktisat raporlarında "planet dışı" olarak sınıflandırmayı takdir buyurdukları yerlerde, senede 40 milyondan fazla çocuk açlıktan can veriyor. Tedavi edilebilir hastalıklardan ölenlerle birlikte, her sene, Türkiye nüfusunun tamamı kadar küçük çocuğu katledişini, doğal işleyişinin doğal bir teferruatı sayan emperyalist düzeni sırf bu yüzden ve hemen bugün, kendi ipinden ve kendi kurduğu darağaçlarından birinden, ilk gün ışığı ile birlikte, sallandırabilseydik, kendileri, çok-bilmiş dalkavuklarının ve bir de bu düzende yer edinebilecekleri hayaline kapılmışların dışında, hiç bir kimse "biraz acele ettiniz" diye yakınmazdı!…Cenaze törenlerinin ilk iki büyük merasiminde, proleteryanın önderlik ettiği şanlı devrimlerin 1917'de Rusya'da 1949'da da Çin'deki zaferlerinde, tüm dünya mazlumlarının kabına sığmaz coşkusu ve desteğine dost düşman şahittir!…

Bu düzeni iflâh etmek mümkün değildir, ancak defnetmek mümkündür!Emperyalist düzenin sözcüleri, insanlık tarihinin bulduğu ve bulabileceği en iyi toplumsal sistemin kapitalist olduğunu, insanları başkalarını sömürerek ilerleyebilmesinin de en büyük meziyet, erdem ve saadet kaynağı olduğunu söyleyerek kulak tırmalıyorlar. Bu, yalanların en büyüğü ve tarihsel aymazlığın eşsiz bir numunesidir. Altı buçuk milyar insan içinde (sırtında) gayet küçük bir grup için, yani kendileri hakkında konuşuyorlarsa, dedikleri doğrudur. Ama geri kalan ezici çoğunluk için bunun bir cellad teranesi olduğunu gayet de iyi bilmeselerdi, düzenlerini bu ezici çoğunluğa karşı günlük ve daimi terör ile ayakta tutabilmek için o çok değerli trilyonlarca dolarlarını savunma, asayiş, ajan ve fişleme, v.b. sistemlerine harcamazlardı. Dünyanın herhangi bir yerinde devrim zafer kazanır kazanmaz veya bundan bile önce, her çalı altında, her okulda, fabrikada, her sendika toplantısında devrimci, komünist, isyankâr, eşkiya avına çıkmazlardı.Türkiye zindanlarında, halkın gözbebeği evlâtlarını, devrimcileri, devrimci düşünce sahiplerini, sizin bu düzeninizi pek beğendikleri için mi, yoksa gene sizin bu düzeninizi kendileri gibi pek seven geniş halk kitlelerinin düzene sevgi tezahüratlarını cesaretlendirmek için, düzene, zindana ve zindan düzenine hayranlık mücadeleleri yüzünden mi, zindan içinde kurşunlayıp ardından da ateşe veriyorsunuz, muhterem efendiler!!..Sizleri bu yalanlarınızla birlikte, bir de bu tür cürümleriniz için tekrar bir daha ipin ucundan sallandırsak, efendiler, darağacının altındaki izdihamda, bu temaşayı seyre gelenlere bilet satıp elde edebileceğiniz milyonları düşündükçe cesedinizin bile kâr dürtüsüyle ipte kıpırdanacağına şüphemiz yoktur!…

Devrimin sel yatakları yeniden su topluyor !

Doğu bloğundaki kendi benzerlerinin, sahte-komünist gerçek burjuva sömürücülerin devlet kapitalizminin krize boğulması, ve Batı'daki rakiplerinin kullandığı biçimlerle kendilerine çeki düzen verme sıkıntılarını vesile bilen Batı'lı emperyalistler, "kapitalizmin zaferi" naralarıyla yeni bir saldırıya geçmişlerdi. Yeni dünya düzeni ve serbest piyasanın meziyetleri, ve tüm halklara sağlıyacağı imkan ve eşitliklerden söz ediyorlardı. Kastettikleri, dünya çapında değişen iktisadi ve siyasi koşullardan yararlanarak, emperyalist sermayenin yeni hareket özgürlükleri, daha kârlı birikim alanları elde etmiş olmasıydı. Aynı zamanda, önceki dönemde rakip emperyalist bloğa ve devrim tehlikelerine karşı belli kesimlerin sadakatlerini yitirmemek için, vermiş oldukları tavizleri tırpanlamak fırsatını ele geçirmekle sevinçliydiler. Bu sevinçleri artık kursaklarını yırtmaya başladı. Sermayenin saldırıları dünyanın dört bir tarafını hallaç pamuğu gibi atıyor. Krizler birbirini takip ediyor. Önce Meksika idi, yangını zor söndürdüler. Ardından Uzak Asya, daha sonra Rusya'da patlak veren krizlerde emperyalist-kapitalist sistemin o meşum "meziyetleri"ni bir daha gördük. Şimdi sıra Türkiye ve Arjantin'e geldi. Brezilya ve Venezüella ise sırada bekliyor!…Türk lirasının değeri, emperyalist mali sermayenin çıkarları için kaşla göz arasında %90 çökertildi, halkın zaten enflasyona, kiraya yetiştiremediği aylık geliri bir anda yarıya biçildi. IMF ve Dünya bankasının hempaları daha şimdiden krizin daha üçüncü aşamasına varılmadığına insanları alıştırmaya çabalıyorlar.

Türkiye'de yoksul kitlelerin kemiğini öğüten bu sömürü ve sefaletin benzeri, emperyalist boyunduruk altındaki ülkelerin hepsinde giderek vahim boyutlarda yaşanıyor. Amerika gibi emperyalist metropollerde dahi toplumsal yarıklar bariz şekilde derinleşiyor. Dünya Ticaret Örgütü, IMF, DB gibi emperyalist mali sermaye karargâhlarını hedef alan militan gösterilerde kendini gösteren yeni ve güçlü eğilimlerden biri, genç militan kesimlerin, tüm burjuva propagandaya rağmen, açık dille, dünyada çekilen ızdırabtan kapitalizmi sorumlu tutma eğilimidir.

Devrimin fırtına merkezleri durumunda olan yarı sömürge ülkelerde giderek kızışan mücadeleler ile emperyalist ülkelerde şahit olunan yeni militan başkaldırıların mevcudiyeti, proleter dünya devriminin yeni baştan, belki de daha yaygın ve köklü biçimde mayalanmakta olduğunu gösteriyor… Sorun gelecekte kitlelerin yeni, taze daha kararlı şekilde mücadele barikatlarına seferber olup olmayacağı değil; sorun bu mücadelelere kitlelerin ne ölçüde gerçekten kurtuluş yolunu gösteren bir kavrayışla silahlanmış olarak girecekleri sorunudur.

Kitleleri önümüzdeki mücadelelere gerçekten silahlandıracak ve güvenilir tarzda örgütleyecek tek şey, köküne kadar devrimden başka bir kurtuluşu olmayan, dolayısıyla, sömürü ve zülmün her türü ve biçimine karşı olan devrimci proleteryanın bilimsel ideolojisi, Marksizm-Leninizm-Maoizm 'dir.

Bugün Peru'da ve Nepal'de devrimci proleteryanın gerçek komünist partileri önderliğinde her türlü zorluğu altederek yürütülmekte olan halk savaşları, MLM'in bilimsel yaratıcı gücünün inkâr olunmaz kanıtlarıdır. Bu ideolojiyi rehber edinmiş devrimci proleter partiler, halk kitlelerinin mücadelelerini umutsuz direnişler olmaktan kurtarmakta, kitlelerin devrimci enerjisini ve insiyatifini tümüyle zincirlerinden boşandırabilmekte, toplumun en devrimci kesimlerini temel alarak, halkın düşmana karşı gücünü tek bir cephede toplayıp, gerçek hedefe, iktidarın zaptına başarıyla seferber edebilmektedir.

İktidar olmadan, herşey hayaldir!…

Devrimci Enternasyonalist Hareket içinde birleşmiş olan Maoist parti ve örgütler, toplumu ve dünyayı baştan aşağı dönüştürmeye sonuna kadar kararlı, her türlü sömürü ve baskıyla birlikte bu cehennem ızdırabı emperyalist düzeni yeryüzünden defetmek üzere mücadele yürüten parti ve örgütlerdir. Rehber edindikleri MLM ile, proleter dünya devrimini hızlandırmak, proleterya ve ezilen halk kitlelerinin ızdırabına, sınıfsal, ulusal ve kadınların da herşeyin üstünde ayrıca maruz kaldıkları cinsiyet temelindeki sömürü ve zulme son vermek amacıyla, proleterya önderliğinde halk kitlelerinin iktidar sahibi olabilmesini hedefliyorlar. Kitlelerden başka birşeye dayanmayan ve kitlelerin devrimci çıkarlarından başka bir şey gözetmeyen gerçek bir Maoist Halk Savaşı, ancak bizim özlemlerimizi gerçekleştirebilir.

YAŞASIN PROLETER DÜNYA DEVRİMİ !

YAŞASIN MARKSİZM-LENİNİZM-MAOİZM !

YAŞASIN HALK SAVAŞI !

DEH'TE BİRLEŞMİŞ PARTİ VE ÖRGÜTLERİ İNŞA ET VE GÜÇLENDİR !

FAŞİST T.C. DEVLETİ, HALK SAVAŞI İLE DÜRECEĞİZ DEFTERİNİ !…

Nisan 2001           TKP/ML Maoist Parti Merkezi