ŞAN OLSUN DEVRİMCİ TUTSAKLARIN
KAHRAMANCA DİRENİŞİ!

Devrimci İşçilere, Köylülere, Gençlere, Aydınlara, İlericilere...
Onlardan Yana Olmayan Herkese...

VAR GÜCÜNÜZÜ,
ATEŞ YÜREĞİNİZİ,
SÜRÜN MIZRAĞIN UCUNA,

DEVRİMCİ TUTSAKLARI
BIRAKMAYACAĞIZ DÜŞMANA!

Faşist T.C. devleti her türlü infaz, işkence, dipçik ve polis copuyla teslim alamadığı devrimci tutsaklara karşı, tanklar, panzerler, kepçe ve helikopterlerin desteğinde aciz, korkak ve alabildiğine vahşice katliama girişti. Devrimci tutsaklar alınlarına kızıl bantları takarak faşist T.C.' ye karşı muharebe meydanında kendilerini siper ettiler. Hakim sınıflar aylardan beri F-Tipi hücrelere karşı süresiz açlık grevine ve ölüm orucuna yatan devrimci tutsakları, davalarından vazgeçirtmek ve diri diri beton hücrelere gömmek için hazırladıkları planlarını bugün katliamlarıyla hunharca gösterdiler.

Kıytırık başbuğ Ecevit katliamı "Teröristlerin devletle başa çıkmayacağını anlamış olmalılar”. diye savundu. Bu bozkurt ulumaların kabadayılığından başka bir şey değil. Bu hunharca saldırıya karşı devrimci tutsaklar sadece ranza ve bedenlerini siper ederek kahramanca savaştılar. Zindanlar, T.C.'nin katil ordusu, polisine, tanklarına, panzerlerine, kepçelerine, helikopterlerine ve tüm saldırılarına karşı girilmez kale oldular. Bunca güç göstermelerine karşı, üniversite gençliği, varoşlarda gençler ve yaşlılar korkusuzca faşist polislere karşı çatıştılar, fedakar anneler bedenlerini jandarma barikatlarının önüne attılar, dünyanın beş kıtasında dünya ezilenlerinin haykırışı ve protesto çığlıkları duyuldu. Bu hunharca katliam asla affedilmeyecektir. Ne komprador-feodal düzen sahipleri ne de emperyalistlerin tankı tüfeği, halk kitlelerini ve devrimi engelleyemez.

Komprador "Marksist” Perinçek "ölüm oruçları orduyu yıprattığını... Devletin iç savaşa doğru gittiği” paniğine kapılmış. Senelerdir Türkiye'de ve Kürdistan'da halk kitlelerinin başına bela olan, Kürt köylerini bombalayan dört milyon Kürt köylüsünü köyünden süren, taş üstüne taş bırakmayan tarlaları yakan, işkence, tecavüz, infaz yapan bu katil ordusunun yıpranmasına kim üzülebilir? Olsa olsa faşist bozkurtlar, devletin itliğini yapan basın borazanları, kalemşörleri kudurur. Canları cehenneme katil ordusunun da devletinin de!

Türkiye' de Ortadoğu'da dünyanın her yerinde devrim dalgası yükselmektedir. Filistin'de taşlarla ayaklanan korkusuz gençlik, İsrail polisini ve ordusunu perişan etti. ABD'nin yeni dünya düzenini allak bulak etti. Emperyalizmin yerel uşakları faşist Türk hakim sınıfının kanlı diktatörlüğü ile demokratik halk iktidarı, kısacası karşı-devrim ile devrim arasındaki mücadelede faşist T.C. devleti ülke çapında hakimiyeti sağlamlaştırmak devrimci tutsakları F-tipi hücreleri ile siyasi-ideolojik olarak teslim almak, örgütsel olarak çökertmek, fiziksel olarak infaz etmek için katliamlara girişti.

T.C. devleti ezilen Kürt Ulusuna, çilekeş köylüsüne ve proletaryasına karşı yürüttüğü savaşı kendi ırkçı katil ordularının yenilgisine sebep olmuştu, yitirdikleri siyasi ve askeri otoriterlerini pekiştirmek için de başta ABD olmak üzere emperyalistlerin yardımıyla PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan'ı T.C. devletine teslim ettiler. T.C. devletinin Kürdıstan'da yitirmiş otoritesini tekrar tesis etmek için, ülke çapında başta devrimci tutsaklar olmak üzere toplumun devrimci, ilerici kesimlerine ve devrime karşı azgınca saldırıya geçti.

Emperyalistlerin ve İMF'nin bütün yardımı ve desteği olduğu halde faşist T.C devleti daha da derin kriz içinde debeleniyor,milyonlarca işçinin, köylünün, proleterlerinin nefretini ve kin dolu haykırışı uşak devleti ürpertiyor. Endonezya'da Suharto'nun otuz iki yıllık saltanatı halk kitlelerinin ayaklanmasıyla yıkıldığı gibi, T.C. de iktidarını kaybedeceği korkusu içindedir.

Bundandır ki T.C. `nin kana susamış basın yazarları telaş içinde hep bir ağızdan "Devlet müdahaleye geç kaldı” bağırıyor. Kuduz uşak T.C devleti, en kolay kazanabileceğini zannettiği yerlere, ele geçirdikleri devrimcilere, hapis ettikleri zindanlara saldırarak güçlerini gösterme telaşına düştüler. Kuduz uşak devletin bunca vahşeti onun halk kitlelerinin mücadelesinden ve devrimden korkmasının kanıtıdır.

Türkiye'de, Kürdistan'da ve dünyanın her yerinde halk kitleleri bu katliamı asla affetmeyecektir. Faşist Peru rejimi ABD desteğiyle devrimci tutsaklara karşı 1986`da El Fronton ve 1992'de Canto Grande hapishanesinde yüzlerce devrimci tutsakları katlettiler. Bu katliamdan sonra da Peru Komünist Partisi Başkan Gonzalo'yu ve yoldaş Feliciano'yu ele geçirip devrimi durduracağını hayal ettiler Bugün PKP önderliğinde Halk Savaşı ülke çapında kırlardan şehirlere doğru düşmanı çepe çevre kuşatmış durumdadır. Daha önce de zindanlardaki muharebelerde devrimci tutsakların direnişleri ölüm oruçları ve isyanlarla birçok kez T.C devletini dize getirmişlerdir.

Çamurdan ayaklı faşist ahmaklar kaldırdıkları taşın altında kalacaklar.

Ne var ki bu kanlı taşı ne amaçla ve ne tür barbarlık uygulamak üzere bize karşı kaldırdıklarını kavradığımız kadar düşmanlarımızı barbarlığa iten korkusu, telaşı ve dehşetinin altında yatanı da en az bir o kadar kavramamız gereklidir. Onlar bizim örgütlü, bilinçli ve silahlı gücümüzden korkuyorlar. Kaldırdıkları taşı onların tepesine çökertecek olan bu güçtür. Mao Zedung'un dediği gibi "Gerçekten yıkılmayan kale kitlelerdir, bütün kalpleriyle bütün düşünceleriyle devrimi destekleyen milyonlarca ve milyonlarca kitlelerdir. Bu gerçekten yıkılmayan bir kaledir, hiç bir güçle yıkılmayacak ve hiç bir veçhile yıkılmayacaktır. Karşı-devrim bizi yıkamayacaktır, tersine biz onu yıkacağız.”

T.C. devletinin devrimci tutsaklara karşı ilk olmayan katliam saldırısına karşı daha önce olduğu gibi devrimci mücadele asla gevşetilmemelidir ki F-tipi hücreleri yıkılsın ve devrimci tutsakların talepleri yerine getirilsin. Mücadele T.C. devletini kırlardan şehirlere Halk Savaşı yoluyla kuşatma seferberliğini hızlandırsın.

Devrimci Enternasyonalist Hareket'in Komitesi'nin 24 Temmuz 2000 tarihli bildirisinde belirttiği gibi "Siyasi tutuklular bu tehlikeli muharebeyi yürütürken, milyonların gözü onlarda olacak ve dünyanın her yanından mazlumların yüreği onlarla birlikte çarpacak. Mücadelenin sonucunun taşıdığı ehemmiyet oldukça yüklüdür. Devrim öncesi Rusya'sında Lenin'in başında bulunduğu Bolşevik Partisi siyasi tutukluların, gerici hükümetin siyasi tutukluları her tehdit altına alma çabasını devrim için bir ilerlemeye çevirme mücadelesini önderlik etmişti – tutukluların birbirinden ayırıp uzak yerlere dağıtımı yeni yerlerde yeni devrim okullarının yaratılışına, bir araya toplanması ise mevcut cezaevlerinin direnişin kaleleri haline gelmesine yol açmıştı. Aynısını Türkiye'deki hükümet de – ama iş işten geçtikten sonra – öğrenecek ki, tutuklulara karşı giriştiği azgın bastırma tedbirleri, toplumsal huzur temin etme yerine, gelecek daha muhteşem muharebelerin fitilini temin etmiş olacak.”

Türkiye'de Kürdistan'da ve Dünyanın Her Yerinde Halk Kitleleri
Bu Katliamı Asla Affetmeyecekler!


Yaşasın Her Ulustan Proletarya ve Yiğit Halkın Birliği!

Yaşasın Devrimci Enternasyonalist Hareket!

Kuşatırsak Mao'nun Dediği Gibi, Sağ Komayız
T.C. Denilen Bu Kuduz İti
Gömeriz Mezarına Hakettiği Gibi!

Yaşasın Halk Savaşı!
TKP/ML Maoist Parti Merkezi Taraftarları